Keyfi ve ayrımcı uygulamalar, kişilerin suç teşkil etmeyen eylemlerinincezalandırılması ve hak ve özgürlüklerinin ellerinden alınmasına dayalı ilticabaşvuruları, menşe ülkedeki zulüm temeli ile bağlantılı iltica talepleridir. Menşeülkede grup üyelerine geçmişte uygulanan zulüm ve baskı, aynı zamanda geleceğeyönelik bir risk projeksiyonu içerir. Bu nedenle, iltica oturum görüşmesinde geçmişteyaşanan zulüm ile geleceğe yönelik riskin bir arada değerlendirilmesi gerekir.Menşe ülkedeki uydurma bir ceza kovuşturması beraat ile sonuçlansa bile, bu durumbaşvurucunun zulüm korkusunu ve buna bağlı geleceğe yönelik endişesinidestekleyen açık ve somut bir delil niteliğindedir. Yargılama sonucunda beraat kararıverilmesiyle birlikte, geleceğe yönelik risk projeksiyonunda bir farklılaşma oluştuğuileri sürülebilir. Ancak zulüm korkusunun varlığı; uydurma kovuşturma, YeterlilikDirektifi…
-
-
Hukuk öğrencilerini bir araya getiren, güçlü bir network oluşturan ve kariyer yolculuğunda fark yaratmayı hedefleyen yeni bir platform inşa ediyoruz. Kulübümüzde Neler Hedefliyoruz?🤝 Farklı üniversitelerden hukuk öğrencileriyle tanışma ve güçlü bir network📚 Mesleki gelişimi destekleyen özel etkinlikler ve programlar💼 Staj ve pratik deneyim imkanlarına erişim fırsatlarıKendini geliştirmek, yeni insanlarla tanışmak ve bu ekibin bir parçası olmak istiyorsan seni de aramızda görmekten mutluluk duyarız! Duyurumuzu ilgilenebilecek arkadaşlarınla paylaşarak bize destek olabilirsin.
-
Stichting Amsterdam Law Center olarak, iltica sürecinizde ihtiyaç duyduğunuz hukuki yönlendirmeyi tamamen gönüllülük esasına dayanarak ücretsiz sunuyoruz.Destek Verdiğimiz Alanlar:Mülakata Hazırlık: Sürece daha emin adımlarla başlamanız için rehberlik.Red Aşamasında Destek: Kararlara karşı hukuki bilgilendirme ve yönlendirme.Aile Birleşimi: Aile birleşimi süreçlerindeki sorularınıza yanıtlar.Adil, güvenilir ve kapsayıcı bir hukuki destek için ekibimize ulaşabilirsiniz. İletişim: hukukidestek@amsterdamlawcenter.com
-
FIDU’nun “Uygulamada Medeni Ölüm” raporu, 2016 sonrası OHAL/KHK ihraçlarının etkilerinin aradan geçen 10 yıla rağmen devam ettiğini ortaya koyuyor. Rapora göre, OHAL sürecinde 162.239 kamu görevlisi ihraç edildi. Araştırma kapsamında görüşülen 1.629 kişi, ihraçların yalnızca bir kamu görevinden çıkarma işlemi olmadığını; çalışma hakkı, sosyal yaşama katılım, ekonomik güvence ve insan onurunu doğrudan etkileyen çok boyutlu sonuçlar doğurduğunu ortaya koyuyor. Birçok kişi hakkında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmamasına, önemli bir kısmı beraat etmiş veya haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasına rağmen; ihraç edilenler yıllar sonra dahi iş bulmakta güçlük çekmekte, özel sektörde “OHAL/KHK” kaydı nedeniyle dışlanmakta ve fiilen kara listeleme…
-
Uluslararası ve Avrupa insan hakları hukuku alanında uzman bir hukukçunun bakış açısından hazırlanan bu rapor, 18. kez düzenlenen Oslo Freedom Forum’un (OFF) hukuki, analitik ve değerlendirici bir gözlemini sunmaktadır. 1-3 Haziran 2026 tarihleri arasında Oslo Konserthus’ta “Diktatörlüklerin Tasfiyesi” temasıyla gerçekleştirilen forum, tabandan gelen kahramanlık hikâyeleri, stratejik jeopolitik yönelimler, gelişen teknolojiler ve insan hakları savunuculuğundaki yenilikçi yöntemlerin kesiştiği karmaşık bir yapıyı ortaya koymuştur. Aşağıdaki sonuç değerlendirmeleri, forumdaki temel konuşmacıların ve ağ katılımcılarının tanıklıklarından hareketle sistematik bir analiz sunmaktadır. 1. Demokrasiyi Savunan Avukatların Korunması Oslo Freedom Forum 2026 oturumları Avrupa ve uluslararası insan hakları hukuku perspektifinden değerlendirildiğinde, insan hakları savunuculuğu ağları ile…
-
GİRİŞTürkiye’de 10 yıldır adalet sistemi içinde hukuk dışı yargılamalar yapılmakta. İnsanların günlük ve olağan faaliyetleri terör eylemi, terör suçu kabul edilmekte. Yargı sistemi, muhalifleri düşmanlaştırma ve toplulukları yok etmenin aracı olarak kullanılmaktadır. Yargı, kuvvetler ayrılığı çerçevesinden çıkıp yürütmeye bağlı ve yürütmenin talimatları ile hareket eden bir aktöre dönüştürülmüştür.Suç ve suça ilişkin eylemler olmadan kişiler yargısal tacize maruz bırakılarak, sindirilmekte ve etki altına alınmaktadır. Keyfi ve kasıtlı bir şekilde kanunilik ilkesi ihlal edilmekte, kanunun verdiği usuli güvenceler yok sayılmaktadır. Cezaevlerinde, aşağılayıcı ve insanlık onuruna aykırı muameleler sırdan ihlaller olarak kabul edilmektedir. Bu ihlal ve keyfiliğin yapıldığı dosyalardan biri olan Şaban Yasak…
-
Türkiye’de 15 Temmuz 2016’dan beri hizmet hareketi ile mücadele kapsamında yürütülen operasyonlar, 2026 yılına gelindiğinde hâlâ “yeniden yapılanma” adı altında kesintisiz devam ediyor. Bu operasyonlar, sözde terörle mücadele meselesi olmanın çok ötesine geçmiş; mevcut siyasal düzenin temel meşruiyet ve kontrol aracına dönüşmüştür. Hukuk literatüründe “ceza hukukunun araçsallaştırılması” olarak nitelendirilen bu süreç, aynı zamanda toplumsal yardımlaşmayı, insani dayanışmayı ve en temel ahlaki değerleri sistematik biçimde tahrip eden bir araca dönüşmüştür. 1. Operasyonlar neden bitmiyor? Siyasal Beka ve “Bisiklet Teorisi” Hükümetin bu operasyonları bitirmemesi, aslında bir güvenlik zorunluluğundan ziyade siyasi bir ayakta kalma stratejisidir. Bu durumu bir bisikletin dengesine benzetebiliriz: Bisikletin devrilmemesi…
-
Giriş 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası Türkiye’de ilan edilen olağanüstü hal rejimi, kapsamlı bir yargı ve idari tasfiye sürecini tetikledi. “FETÖ” dedikleri ancak, aslında hizmet hareketine mensubiyet veya yakınlığı olan kişilerin terör örgütü üyeliği (TCK 314/2) suçlamasıyla SCF (Stockholm Center for Freedom) raporuna göre yaklaşık 390.000+ gözaltı kararı sonrası,113.000 kişi tutuklandı, mahkûm edildi ve yaklaşık 150.000 kişi OHAL Kanun Hükmünde Kararnameleri ile kamu görevinden ihraç edildi. Yargılamalarda ByLock kullanımı, Bank Asya hesabı, belirli sendika/dernek üyelikleri, çocuklarının özel okullara gitmesi – otomatik ve tartışmasız suç unsuru olarak kabul edildi. Bu unsurlar, bireysel kast, kusur veya somut örgüt bağlantısı kanıtlanmaksızın değerlendirildi;…
-
24 Ocak Tehlike Altındaki Avukatlar Günü, sadece bir meslek gününden ibaret değildir. Bugün, hukukun üstünlüğünü savunma iradesinin, adalet idealine bağlılığın ve insan onurunu koruma sorumluluğunun yeniden hatırlandığı bir gündür.Bugün dünyada birçok ülkede hukuk devleti ilkesi zayıflamakta, kuvvetler ayrılığı zedelenmekte ve insan hakları siyasi hesapların gölgesinde kalmaktadır. Haklının yerine güçlünün aldığı yeni düzende daha da kaygı verici olan ise, hakkı savunanların suçlu ilan edildiği; susanların ise makbul sayıldığı bir düzenin giderek normalleşmesidir.İşte böyle bir dönemde avukat olmak, sadece bir meslek icra etmek değildir. Bu, bilinçli bir tercihtir.Hukukun Üstünlüğü neden önemlidir ?Hukukun üstünlüğü, güçlü olanın değil, haklı olanın korunmasını ifade eder. Devletin,…
-
Avukatlık, insanlığın en derin yaralarını sarmak için doğmuş kadim bir meslektir. Tarih boyunca güç sahiplerinin karşısında dimdik duran, bireyin sesini yükselten, adaleti somut kılan tek kale olmuştur. Eski çağlarda adalet genellikle kaba kuvvetin terazisinde tartılırdı: Güçlü olan haklı sayılırdı, zayıf olan susmak zorunda kalırdı. Medeniyetin gerçek başlangıcı işte tam da bu noktada filizlenir: Kaba kudretin karşısına yazılı yasalar, eşitlik ilkesi ve bağımsız bir savunma mekanizması dikildiğinde insanlık karanlık bir mağaradan çıkıp ışığa adım atmıştır.Avukat, bu ışığın bekçisidir. Muktedirlerin sınırsız iradesini hukukun sarsılmaz terazisiyle dengeleyen; keyfiliğin zulmünü adaletin vakur kelamıyla boğan; insan onurunu zorbalığın gölgesinden çekip çıkaran sarsılmaz bir siperdir. Antik…