Genel

ZOR ZAMANLARDA AVUKAT OLMAK


24 Ocak Tehlike Altındaki Avukatlar Günü, sadece bir meslek gününden ibaret değildir. Bugün, hukukun üstünlüğünü savunma iradesinin, adalet idealine bağlılığın ve insan onurunu koruma sorumluluğunun yeniden hatırlandığı bir gündür.
Bugün dünyada birçok ülkede hukuk devleti ilkesi zayıflamakta, kuvvetler ayrılığı zedelenmekte ve insan hakları siyasi hesapların gölgesinde kalmaktadır. Haklının yerine güçlünün aldığı yeni düzende daha da kaygı verici olan ise, hakkı savunanların suçlu ilan edildiği; susanların ise makbul sayıldığı bir düzenin giderek normalleşmesidir.
İşte böyle bir dönemde avukat olmak, sadece bir meslek icra etmek değildir. Bu, bilinçli bir tercihtir.
Hukukun Üstünlüğü neden önemlidir ?
Hukukun üstünlüğü, güçlü olanın değil, haklı olanın korunmasını ifade eder. Devletin, kurumların ve bireylerin hukukla bağlı olması; keyfiliğin önlenmesi, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması demektir.
“ HAKKIN hatırı üstündür ve hiçbir hatıra feda edilemez “
Hukuk zayıfladığında ilk zarar görenler genellikle azınlıklar, muhalifler ve göçmenler olur. Çünkü hukuk, çoğunluğun merhametine bırakılmamak için vardır. İnsan hakları, popüler oldukları için değil; evrensel oldukları için korunmalıdır.
Hukuk, özellikle kırılgan gruplar için bir lüks değil, varoluş güvencesidir.
Savunma Makamının Değeri
Savunma hakkı, adil yargılanmanın temelidir. Ancak otoriter eğilimlerin güçlendiği dönemlerde savunma makamı hedef hâline gelebilir. Dünyanın her yerinde otoriterleşen idarelerin hedefinde, her zaman avukatlar ilk sıralarda yer almaya devam etmektedir.
Avukatın görevi müvekkilini sevmek değildir; müvekkilinin hakkını savunmaktır. Bu ayrım unutulduğunda hukuk duygusal bir zemine kayar ve adalet zedelenir.
Hakkı savunmak, popüler olmak anlamına gelmez. Bazen tam tersine, eleştirilmek ve dışlanmak anlamına gelir. Ancak avukatlık, alkışa göre yön değiştiren bir meslek değildir.
Maalesef günümüzde bu değerler de hızla aşınmakta olup bu özel mesleğin çürük elmaları, düzenin akışına uygun olarak yozlaşmaya devam etmektedir.
Diktatörlükler ve “Makbul” Vatandaş
Tarih bize şunu göstermiştir: Diktatörlükler önce hukuku araçsallaştırır, sonra muhalefeti kriminalize eder ve en sonunda da sessizliği erdem haline getirir.
“Makbul vatandaş” tanımı daraldıkça, farklı düşünenler, azınlıklar ve göçmenler daha kolay hedef haline gelir. Bu noktada avukatın rolü kritikleşmektedir. Çünkü hukuk, devletin veya devleti ele geçiren zihniyetlerin değil, adaletin hizmetinde olmalıdır.Bu hizmeti en iyi verecek olanlarda devletin ve hükümetlerin adamı olmayan avukatlar olacaktır.
Avukatlar sustuğunda ise hukuk zayıflar. Hukuk zayıfladığında ise toplumun tamamı kaybeder. Güncel olaylarda bunun açık kanıtı gibidir.
Avukatlar Günü: Bir Muhasebe
24 Ocak, sadece mesleki zorlukların konuşulduğu bir gün olmamalıdır. Aynı zamanda şu soruların sorulduğu bir gün olmalıdır:
Hukukun üstünlüğü için yeterince çaba gösteriyor muyuz?
İnsan haklarını savunurken cesur muyuz?
Mesleğimizi sadece gelir kaynağı olarak mı, yoksa toplumsal bir sorumluluk olarak mı görüyoruz?
Her avukat kendi vicdanıyla bu soruları cevaplamak zorundadır.
Unutmamak gerekir ki ; düzenin insanı olmuş, mesleğini ve onurunu ucuz bedellere satmış olanlar değil aksine gerçek hak ve adaletin cesur yürekli savunucuları olan avukatlar bu sorulara doğru cevapları verecektir.
Umudu Korumak
Tüm olumsuzluklara rağmen umutsuzluk bir seçenek değildir. Hukuk tarihi, baskı dönemlerinin kalıcı olmadığını göstermiştir. Ancak bu dönüşüm kendiliğinden olmaz; hukukçuların, akademisyenlerin, sivil toplumun ve bilinçli bireylerin çabasıyla gerçekleşir.
Göçmen bir avukat olarak şuna inanıyorum:
Adalet, kimliğe göre değil ilkeye göre savunduğunda anlam kazanır. Avukatlık, güçlünün yanında durmak değil; hukukun yanında durmaktır. Son Söz
24 Ocak Tehlike Altındaki Avukatlar gününde, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve savunma makamının bağımsızlığını bir kez daha hatırlatmak zorundayız.
Hakkı savunanların suçlu ilan edildiği dönemler olabilir. Ancak tarih, hukukun yanında duranları değil; hukuku çiğneyen leri yargılar.
Adalet mücadelesi uzun olabilir. Fakat bu mücadele, insan onurunun korunması için vazgeçilmezdir.
Ve avukatlık, tam da bu nedenle, sadece bir meslek değil;
BİR DURUŞTUR.
Av.H.Hüseyin TANRIVERDİ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir